
Bütün ezberleri bozdum. Her gün başka bir bedende uyanıyorum.
Kim dedi ki başlayamayacağımı. Geceye bir ad fazla kurban ederim. Binlerce sıfat türetirim, bir ölüp bin dirilirim. Sonrası hep yağmur. Olsun. Nasılsa hatırlanmaya değmeyeceğim.
Unutulmuş yalanlar tadındayım; yarını soğuk. İçimde tonlarca ağırlık var. Biliyorum, bir gün yüzlere vurulacağım yavaşça. Eziyetli olacak sancılarım. Bir gün fark edilip sövgülerle anılacağım. Ne çıkar beni sevmesen. Nasılsa dolunaya bir yalan daha savuracağım.
Daha güzel masallarda, daha güzel üşürsün. Daha çok beyaz armağan ederim sana, karanlıklardan korkma diye. Giderken, bir kağıda adını yazarım. Giderken, adını çalarım. Unut diye. Acını unut diye. Sana, beni hatırlatmasınlar diye.
Saçlarıma düşen beyazlara ağlarım sonra. Sigarayı ne zaman yaktığımı hiç hatırlamam. Zamansız sızılarla uyanırsam uykumdan, uğruna bir kelime daha yakarım. Üşürsem eğer, yokluğunda… Sararmış kağıtlarla ısınırım.
Bir zamanlar diye başlayan hikayeler anlat bana şimdi. Güzel zamanlardan kalan. Dizlerine yatıp usulca, sonları düşlerim. Belki biraz hüzünlenirim.
Eğreti gülümseyişinde bulurum huzuru. İnan bana, en çok onu özleyeceğim.
Bir sigara yakıyorum gece yarısına üç kala. Bu kaçıncı sigara diye düşünüyorum sonra. Bilmiyorum, kafam hesap yapmaya yanaşmıyor. Bu gece değil !
Fonda saçma sapan bir şarkı çalıyor. Yazmaya yeltenince fark ediyorum. Ne gelirse diye bütün şarkıları winamp listeme koyup kulaklığı taktığımı unutuyorum.
Önce şarkıyı değiştirmek istiyor aklımın bir yarısı. Diğer taraf hemen karşı koyuyor. ‘ Ne fark edecek ki ‘ diyor. Bütün saçma sapanlığa sadece bir şarkı mı fazla gelecek. Benimsiyorum diğer tarafı. Hep diğerlerini sevdiğimi anımsıyorum. Gülümsüyorum.
Yaşamak zor değil aslında, hayır. Hele yalnızken yaşamak hiç zor değil. Ne kadar hoşlandığımı unutmuşum yalnızlıktan. O kadar kalabalıklaştırmışım ki kendimi farkında olmadan. Unutmuşum yanık kokularının acımasız güzelliğini. Burnumu yakmasına izin vermeliymişim ara sıra.
Kendimi soyutluyorum şu sıralar her şeyden. Mutlu oluyorum böyle. Saçma sapan müzikler dinleyip saçma sapan kitaplar okurken mutluyum ben. Gerçek hayatta asla var olmayacak kahramanları film karelerinde izleyip kafamda gerçekleştirirken mutluyum. Saçma sapan adamları severken mutluyum ben. Ben nefes almamı bunlara borçluyum.
Kasabaları özlüyorum. Hiç görmediğim deniz kıyılarını. Yeşillikler etrafında minik tahta bir kulübenin hayaliyle doluyum. Verandasında tek başına oturup bir sigara yakmanın ve dumanla havayı aynı anda solumayı düşünmenin keyfiyle uçuyorum.
Bir şeyler az gelecek, biliyorum. Bir şeyler eksik gelecek. Tam bitti derken, keyifsizce çıkıp hatırlatacaklar kendini. Korkuyorum. Korku bütün bedenimi ele geçiriyor. Titretiyor, durduramıyorum.
Ama pişmanlıklarımı bir kenara bıraktım. Bilerek ya da bilmeyerek kaybettiklerimin yasını tutmuyorum artık. Adını koyamadığım bir rahatlama var içimde. Kimsenin acısını çekebilecek kadar umarsız hissetmiyorum kendimi. Büyüyor muyum ?
Onu da bilmiyorum..
Ama gülümseyebiliyorum inatla. Ve bir yerlerde okuduğum bir cümle beliriyor hafızamda aniden ;
‘’ İnancını yitirmenin konforlu tarafı bu, canınız sıkılmıyor. ‘’
Katılıyorum.
Unutulmanın dayanılmaz acısıyla kapına kırık bir şişe bırakıyorum… İçinde kül olmuş bir hayatla!
Kalemime neleri emanet etmeliyim? Seni hangi sözcüklere sığdırabilirim, nasıl anlatabilirim gözlerimde bitmek tükenmek bilmeyen o ateşi, o kavurucu gülüşü nasıl kazıyabilirim beynimden… Bilemiyorum!
Küçük oyunlarla da başlasa içimdeki nefret, zararı yine bana dönse de, sen dönsen de dönmesen de…
Hatıralarımın yüz karası olman bile çıkarmıyor seni içimdeki kutudan. En çok buna içerliyorum.
O çok sevdiğin şarkıları mırıldanıyorum. Seni anıyorum! Her tınısı benden çıkmış gibi tanıdık, içeriden gelen seslere kulak asmamayı öğrenemiyorum. Gariptir, yıllardır aynı şarkıyı dinlememe rağmen, ezberleyemiyorum!
Perdeler kapanıyor yavaş yavaş, ışık kendini geceye veriyor hesapsız. Susuyorum! Suskunlukların getirdiklerine kucak açıyorum bu bahar da… Diretiyorum, diretince olmuyor, biliyorum…
Ve ben senin adını yalnızlık koyuyorum. Seninle, sensizlikte, yoklukta, onunla yaşıyorum!
Unutulmanın ironik hafifliğiyle başucuna bir parça keder bırakıyorum… içime dert olanlarla!
Ve gittim. Gidiyorum!
...